Blogcu - Turkce ucretsiz blog Guncel bloglar Aktif blogcular Ucretsiz blog
WELCOME TO MY MAGIC WORLD - Blogcu





Anasayfam Yap Sık Kullanılanlara Ekle



aglocomails.com


Pazar, Ekim 21, 2007 - ÇOCUKLARI BU 5 HASTALIKTAN KORUYUN

 

 

 

 

Çocukları Bu 5 Hastalıktan Koruyun

 

Sonbahar mevsiminde özellikle de çocuklarda sıklığı artan hastalıklar arasında gribal enfeksiyonlar, farenjit, sinüzit, bronşit ve zatürre yer alıyor. Acıbadem Kocaeli Hastanesi'nden Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Ali Kaya, bu hastalıkların mevsim geçişlerinde ısı farklarının çok olduğu sonbahar aylarında arttığını söyledi.

Gribal Enfeksiyon Sonbaharda Başlıyor

En sık rastlanan üst solunum yolu enfeksiyonudur. Mevsim geçişlerinde, kapalı ortamlarda hızla yayılırlar. Çocuklarda ortaya çıkan şikayetler 2-3 haftaya kadar uzayabilir.

Gribal enfeksiyonlar şu belirtilerle ortaya çıkıyor:

- Burun tıkanıklığı
- Kuruma
- Önce şeffaf sonra yeşilimsi hale gelen burun akıntısı
- Önceleri hafif ateş
- Halsizlik, kırgınlık
- İştahsızlık, yorgunluk
- Eklem, kas ağrıları
- Balgamlı öksürük

Eylül-Ekim Ayında Grip Aşısı Yapılmalı

Viral bir hastalık olduğundan gribal enfeksiyonlarda antibiyotik kullanmanın bir faydası yok. Tedavi de şikayetlere göre yapılıyor. Ateş düşürücüler, ağrı kesiciler, vitamin takviyesi, buhar banyoları, dinlenme öneriliyor. Ateş çok yüksek seyrederse, koyu burun akıntılarında şikayetler uzun sürerse antibiyotik kullanmak gerekebiliyor. Bunun dışında temel tedavi, vücut direncini yüksek tutmaktan geçiyor Asıl tedavinin koruyucu tedavi olduğunu belirten Dr. Ali Kaya, grip aşısının grip sezonu açılmadan eylül-ekim aylarında tez doz olarak altı aylıktan büyük her çocuğa yapılabileceğini belirtiyor. Eğer çocukta çok sık gribal enfeksiyon görülüyorsa, şikayetler uzun sürüyorsa, her seferinde antibiyotik kullanılması gerekiyorsa, farenjit, bronşit gibi komplikasyonlar gelişiyorsa veya anne babanın eve gribal enfeksiyon getirme ihtimali yüksekse, (anne baba hemşire, doktor, öğretmen gibi) grip aşısı mutlaka öneriliyor. 

Farenjit, Boğazda Yanma ve Ağrıyla Başlıyor

Boğazın arka duvarında görülen mikrobik bir iltihapla oluşuyor. Belirtileri arasında şunlar var:

- Boğaz ağrısı
- Yanma hissi
- Yutkunmada zorluk
- Ateş
- Ses kısıklığı

Hastalığın tedavisinde, boğaz kültürü alınarak mikrobik olup olmadığı tesbit ediliyor. Test sonucuna göre, antibiyotik tedavisi şekillendiriliyor. Üstelik kültürde mikrobun cinsi ve hangi ilacın kullanılacağı da belli oluyor. Hatta tedavi sonrası kontrol kültürü ile tedavinin başarısının araştırılması gerekiyor. Korunma, boğaz enfeksiyonu geçirdiğini bildiğiniz kişilerden çocukları uzak tutmakla mümkün oluyor. Yakın teması engellemek, çocukları kapalı, havasız ortamlardan uzak tutmak da bir çözüm.

Sinüzit Olmamak İçin Saçınızı Kurulayın

Genellikle üst solunum yolu enfeksiyonları sonrasında oluşuyor. Kafa kemiklerinin içindeki boşlukların enfeksiyonu olarak biliniyor.

Belirtileri arasında şunlar var:

- Sürekli devam eden baş ağrısı (alında ve yanaklarda)
- Burun akıntısı 

Hastalığın tedavisi hakkında bilgi veren Dr. Ali Kaya, "Kemiklerin içindeki boşlukların havalandırılması için, tıkanıklığı giderici ilaçlar, iltihaba karşı antibiyotik daha ileri safhalarda ise cerrahi müdahale gerekiyor" dedi. Sinüzit çok kolay tekrarladığı için, koruyucu tedavi büyük önem taşıyor. Yüz kemiklerinin soğuğa karşı korunması gerekiyor. Terleme sonrası soğuğa maruz kalmak, spor aktivitelerinden sonra, saçların iyice kurulanmadan dışarı çıkılması temel etken. Kışın soğuk havalarda koruyucu başlık kullanılması önemli.

İki Aylıktan Büyük Çocuklara Zatürre Aşısı

Zatürrenin en sık görülen nedenleri arasında alt solunum yolu enfeksiyonları geliyor.  Akciğer içindeki küçük kesecikler iltihap ile doluyor. Zatürrenin en sık nedenleri, bakteriler ve virüslerden kaynaklanıyor. Belirtileri şöyle:

- Ateş
- Titreme
- Öksürük
- Balgam çıkarma
- Göğüs ağrısı
- Halsizlik
- Kırıklık
- İştahsızlık

Tedavisinde, bakteriyel ise antibiyotik kullanılıyor. Viral ise detekleyici tedavi yeterli. Antibiyotiklerin erken kesilmemesi gerekiyor. Şikayetler geçse bile doktorun söylediği süreye uyulması önemli. Ağrı kesiciler, ateş düşürücüler, balgam söktürücüler de tedavide kullanılıyor. Korunmada, genel koruyucu tedbirlerin yanında, zatürre aşısı özellikle öneriliyor. Zatürre aşısı iki  aylıktan büyük her çocuğa uygulanabiliyor.

 

Yorum (1) :: - yorum yaz:: - arkadaşına gönder ::

Saturday, Ekim 20, 2007 - UYKU İÇİN 10 SİHİRLİ YİYECEK

 

 

 

 

 

Uyku için 10 sihirli yiyecek

 

1: Muz
Açık olarak söylemek gerekirse sarı bir poşet içindeki uyku hapları olarak adlandırabiliriz. Seratonin ve melatonin dışında aynı zamanda magnezyum içeren bu meyve, kaslarınızı gevşetip sizi rahatlatır.

 

2: Papatya Çayı
Sizi yatağa huzurlu bir şekilde yatıracak bir çaydan bahsediyoruz. Sakinleştirici özelliği sayesinde papatya çayı , kaygılı ve sinirli bir bünyenin en iyi panzehiridir.

 

3: Ilık Süt 
Süt içeriğinde bulunan ve tripsin etkisiyle serbestlenen ve organizma için gerekli bir aminoasit olan triptofan sayesinde beyniniz yatışır ve daha sağlıklı bir uykuya dalarsınız. Elbette ki sıcak sütün yıllardır duyduğumuz birçok iyileştirici özelliğisayesinde psikolojik bir etkileşim de duyabilirsiniz.

 

4: Bal
Bitki çayınızın veya ılık sütünüzün içine atacağınız bir çay kaşığı kadar balın etkileri hiç de göründüğü kadar küçük değildir. İçeriğindeki şeker her ne kadar vücudu hareketlendirmeye niyetlense de, az miktarda glikoz oreksine dur işareti yapar. Oreksin son zamanlarda keşfedilmiş ve beyni hareketlinderen bir nörotransmiterdir.

 

5: Patates
Az miktarda fırında pişirilmiş patatesin iyi bir gece uykusuna yardımcı olabileceğini pek sık duymadığınızı biliyoruz. Midenizi yormayacağı gibi, içeriğindeki tripofan sayesinde asit seviyesini düşürür. Etkiyi daha da artırmak için sütle birlikte püre kıvamına getirip yiyebilirsiniz.

 

6: Yulaf Unu
Yulaf içeriğindeki melatonin sayesinde iyi bir uykunun en iyi ilaçlarındandır. Bir miktar Akçaağaç şerbetiyle karıştırsanız hem de lezzeti ile sizi büyüleyecektir.

 

7: Badem
Bir avuç kalp dostu bu yemişlerden yediğiniz takdirde, sizi tatlı bir şekerlemeye götüren yolculukta en büyük yardımcınızı bulmuş olacaksınız. Hem tripofan içeriği hem de uygun ölçüde içerdiği kalsiyum sayesinde kaslarınızın rahatlamasına yarar.

 

8: Keten Tohumu
Hayat bazen ters gittiğinde ve siz de kendinizi kötü hissettiğinizde, 2 kaşık keten tohumunun sizlere yardımcı olabileceğini aklınızdan çıkarmayın. Süt veya yoğurt içine katabileceğiniz keten tohumu, omega 3 yağ asitleri açısından zengindir ve doğal bir moral verici etkisi bulunmaktadır.

 

9: Kepek Ekmeği
Bal kattığınız çayınız ile birlikte yiyeceğiniz bir ince dilim kepek ekmeği, vücuttaki insülinin biraz serbest kalmasına ve tripofan ile seratonininize ''uyku vakti'' mesajını yollamasını sağlamaktadır.

 

10: Hindi
Güzel bir uykunun 2-3 saat öncesi, bir ince dilim kepek ekmeği üzerine koyacağınız küçük bir parça haşlanmış hindi eti yararlı olacaktır. İçeriğindeki tripofan sayesinde midenizde çok miktarda protein olmadığı zamanlarda bile sizi rahatlatır.

 

 


http://www.bebekveanne.com
http://www.yagmurdamlasi.net

 

 

 

 

Yorum (2) :: - yorum yaz:: - arkadaşına gönder ::

Saturday, Ekim 20, 2007 - DAĞLARIM DAHA GÜZEL

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ALIP OKUNMASI  GEREKEN BİR ROMAN

VE DÜŞÜNDÜKLERİNİZİN YORUMUNU

MAİL ADRESINE GÖNDERMEK YOLU İLE YAZARA SAHİP ÇIKABİLİRSİNİZ.

 

REŞİT YAMAN

resit_yaman@hotmail.com

 

Yorum (0) :: - yorum yaz:: - arkadaşına gönder ::

Pazar, Ekim 14, 2007 - 23 ADIM İLE ENERJİNİZ HEP ZİRVEDE

 

 

 

 

 

23 ADIM İLE ENERJİNİZ HEP ZİRVEDE!


Günlük koşuşturma içinde bir çoğumuz enerjimizi doğru kullanamamaktan yakınıyoruz. Akşam işten eve geldiğimizde bir çoğumuz kendimizi yorgun ve bezgin hissediyoruz. Uzmanlar enerjinizi doğru kullanarak tüm bu sorunlara çözüm bulabileceğimizi belirtiyor. İşte bilim adamlarının enerjinizi zirvede tutmak için sıraladığı 23 öneri;

1-Cardiff Üniversitesi'ndeki araştırmaya göre her gün 40 gr. buğday, mısır vb. lifleri almalısınız. Çünkü bu tür lifler enerjiyi artırıyor ve stresi azaltıyor.  

2-Sabahları çıkarken bir soğuk bir sıcak duş alın. Önce ılık bir suyun altında durun. Ardından suyun sıcaklığıyla oynayın. Ancak başınızı suyun altına sokmamaya dikkat edin. 5-6 dakika bunu tekrarlarsanız, çıktığınızda kendinizi daha rahatlamış hissedeceksiniz.  

3-Yapılan araştırmalara göre her dört kadından birinde demir seviyesinin düşük olduğu belirlenmiş. Bu da yorgunluk ve halsizlik yaratır. Bu yüzden daha fazla demir içeren yeşil sebze, kurutulmuş meyve ve tahıl gevreklerinden bolca tüketmelisiniz.  

4-Daha bol balık, tavuk, peynir, fasulye ve yumurta yemelisiniz... Çünkü vücut için gerekli Omega 3 bu besinlerde bulunuyor. Bu hormon da beyindeki mutluluk merkezini harekete geçiriyor.  

5-Günde 2 ya da 3 litre su içmelisiniz. Harvard Üniversitesi'nde yapılan araştırmaya göre bu oranlarda su içmek dayanıklılığı artırıyor, stresin azalmasına yardımcı oluyor. Ancak aklınızda bulunsun; fazlası da zararlı.  

6-Dik durun. Kambur durmak kasların daha hızlı çalışarak yorulmasına sebep olur. Nefes almanızı zorlaştırır. Dik konumdayken daha rahat nefes alınır, oksijen akciğerlere dolar ve böylece kanın daha rahat dolaşması sağlanır...  

7-Yapılan araştırmalara göre en sevdiğiniz müzikleri dinlemek stresi hafifletiyor ve yorgunlukla daha rahat savaşmamızı sağlıyor.  

8-Dışarı çıkın. Sabah kalkınca yapacağınız ilk iş dışarı çıkmak olsun. Amerikalı bilim adamları doğal ışığın beyni harekete geçirdiğini ve seratonin salgılamasına yardımcı olduğunu söylüyor. Bu da mutluluğunuzu artıracaktır.  

9-Mutlaka gün içerisinde şekerleme yapın... Amerika'daki beyin sağlığı araştırmacılarına göre, 30 dakikalık kısa bir uyku bile insanları performanslarını olumlu etkiliyor.  

10-Vücudun asit oranını dengelemeniz gerekir. Gereğinden fazla şekerli yiyecekler ve peynir aside sebep olur ve enerjiyi emer. Bu yüzden sebze ve meyve salatalarını bolca tüketin.  

11-Doktorlar sizi mutlu eden şeyleri hatırlamanız için sizi mutlu eden şeyleri bir deftere yazmanızı öneriyor. Bunları okudukça sizi neyin mutlu ettiğini daha iyi bulabilirsiniz.  

12-Düzenli yemek yiyin. Yemekler arasındaki uzun aralıklar şekerin düşmesine, dolayısıyla enerjinizin azalmasına neden olur. Günde üç kez mutlaka yemek yiyin.  

13-Kaslarınızı hissederek enerji sağlayın. Mesela iki elinizi göğüs hizasında birleştirin ve birbirine doğru itin. Ardından başınızın üstüne kaldırın ve bunu 5-10 defa tekrarlayın.  

14-Güne iyi bir kahvaltıyla başlayın. Süt, 150 gr yoğurt, 1 muz, tereyağ, bal, fındık ve cevizi karıştırıp yiyebilirsiniz.  

15-Nefes alıp vermenin önemini mutlaka kavrayın. Derin nefes alıp vermek, nefes yolunuzu açacak ve daha çok enerji almanızı sağlayacaktır. Her saat üç ya da dört kere derin nefes alıp verin.  

16-Cep telefonunuzu kapatın. Bırakın günün birkaç saatinde kimse size ulaşamasın. Gerekli oluğunda iş ve aileniz için kullanın.  

17-Düzenli olun. Dağınıklık sizi strese sokacaktır. Gereksiz yere panik yaparsanız, bu stresle işleriniz yolunda gitmeyecektir. Bu kaosu yaşayıp stresinizi artırmayın...  

18-Adımlarınızı artırın. Daha fazla yürüyüş yapın, bol bol merdiven çıkın. Olabildiğince hareketli olmaya özen gösterirseniz, kanın hızlı hareket etmesini, kaslara ve organlara giden oksijenin artmasını sağlarsınız. Bu da sizi rahatlatacaktır.  

19- Magnezyum almaya dikkat edin. Sebzelerde, fındıkta ve tahıllı ekmeklerde bulunan bu vitamin size zindelik kazandıracaktır.  

20-Yiyeceklerdeki enerjinin hızlı emilimini sağlayan Co-enzim Q10, vücudun ürettiği bir antioksidandır. Bu enzimin oluşmasını sağlayan yiyeceklere de brokoli, kahverengi şeker, kepekli ürünler, soya ve fındıktır.  

21-Çok kafein ve alkol uykuyu engeller ve enerji veren B vitaminini emer. Haftada birkaç kez 1 ya da 2 kadeh şarabı geçmemeye, çay ve kahve tüketimini en aza indirmeye özen gösterin.  

22-Bilgisayarla çalışırken mutlaka aralar verin. Japon araştırmacılar, bilgisayar önünde çok oturan insanların endişeli olma halinin arttığını, gözlerde problem yaşandığını ve beden ağrılarının çoğaldığını söylüyor.  

23-Ve son olarak beyinsel anlamda rahatlamak ve yenilenmek için kendinize 20 dakika ayırın ve şunları yapmaya çalışın...  

- Ilık sessiz bir yerde oturun ya da uzanın. Üzerinizde rahat kıyafetleriniz olsun ve gözlerinizi kapatın.  

- Nefes alışverişinize odaklanın ve nefesinizin rahat olmasını sağlayın.  

- Kendinizi nehir kenarında, yeşil çimenlerin üzerinde düşünün. Güneş parlıyor, kuşlar cıvıldıyor ve siz suyun akışını duyuyorsunuz.  

- Suyun içinde ayağa kalkıyor, yüzünüzü güneşe dönüyorsunuz. Güneşin sizi enerjiyle doldurduğunu hissediyorsunuz. Derin bir nefes alıp, bu enerjinin içinize işlemesini sağlıyorsunuz.  

-Vücudunuzun ve düşüncelerinizin pozitife dönüştüğünü hissettiğinizde yavaşça gözlerinizi açıyorsunuz.

 

 

 

Yorum (1) :: - yorum yaz:: - arkadaşına gönder ::

Saturday, Ekim 13, 2007 - MUTFAK İÇİN PRATİK ÖNERİLER

 

 

 

 

 

 

Mutfak için pratik öneriler

 

Mutfak yoğun bir çalışma ister. Fakat özellikle çalışan kadınlar için mutfakta uzun kalmak neredeyse imkansızdır. Bu yüzden bazı pratik bilgilerin mutfağınıza yerleşmesi gerekir.

Buzdolabınız bozuldu, ya da artık boş yer yok.
Temiz bir kovayı musluk suyu ile doldurun. İçine bir çorba kaşığı sofra tuzu atın. Şişeleri daldırın. Yeterince soğuyacaktır.



Et suyunu dolaba kaldırmadan önce çabuk soğutmak için, kemik kazanını bir evyeye oturtun, kazanın çevresine soğuk su tutarak et suyunu soğutun.

Değersiz olarak gördüğünüz limon kabuklarını güneşli bir yere koyup kurutursanız, özellikle isli ve yağlı mutfak eşyalarınızı ovarken şaşırtıcı sonuçlar alabilirsiniz.


Çileklerinizi ıslak bir muslin kumaşa sarıp birkaç kere hızla sallarsanız, çileklere buluşan kum ve toprakların muslin kumaşa yapıştıklarını görürsünüz.

Gravyer peynirinin kurumaması için, daha evvel tuzlu suya batırılmış, nemli bir beze sararak muhafaza ediniz.

Ekmek içi ile hazırlanmış sandviçleri, üst üste koyarak, nemli ve iyice sıkılmış bir peçeteye sararsanız, uzun zaman taze olarak muhafaza edebilirsiniz.

Süte biraz karbonat atarsanız hem çabuk bozulmaz hem de kolay hazmedilir.

Kuş üzümlerini ayıklamak için, onları bir avuç unla ovuşturunuz ve kalın delikli bir süzgece atınız, un ile beraber çöpler de düşer.

Balığı seçerken son derece dikkatli olmalıyız. Gözleri pırıl pırıl parlak, solungaçları ise pembe yada kırmızı renkte olmalıdır.

Limon sert ise, kesilmeden evvel bir iki dakika sıcak suya batırınız, daha sulu olur.

Buzdolabınızın iyi soğutması için içine bir torba tuz koyun. Tuzun dolaptaki nemi aldığını göreceksiniz.

Balıkları temizlemeden yarım saat kadar dondurucuda bekletirseniz, temizleme işi sizi daha az yorar. Balık pişirirken hiç de hoş olmayan bir koku kaplar evi. Bunu önlemek için de kabın veya tavanın içine birkaç defne yaprağı atmayı deneyin.
Açıkta unutulan ve bayatlayan bisküvileri küçük fırın tepsisi içinde birkaç dakika ısıtırsanız, yeniden tazelik kazandıklarını görürsünüz.

Kovada sofraya getirdiğiniz buz parçalarının donmaması için üzerlerine biraz madensuyu gezdirin.

Sodalı içeceklerin gazlarının kaçmasını engellemek için buzdolabının içine başaşağı yerleştirin.

Taze ekmek kolay kesilmez; parçalanır, dağılır. Muntazam dilimler elde etmek için, ekmek bıçağınızı kaynar suya sokup biraz bekletin, sonra hemen kurulayıp ekmeği dilimlemeye başlayın. Sık sık, hatta her dilimde bıçağı sıcak suya sokmanızda fayda vardır.

Açılmakta direnen cam kavanozların altına sert bir şekilde vurursanız açılacaklardır.

Yeterince olmamış limonlardan beklenildiği kadar su çıkmaz. Tıpkı çok sert limonlardan da çıkmadığı gibi. Bu tür limonları kesmeden önce, birkaç dakikalığına çok sıcak suya batırıp bekletin. Limonların daha fazla su verdiğini göreceksiniz.


Eğer naneyi doğrayarak kullanacaksanız üzerine biraz şeker serpin böylece nanenin kokusunu arttırmış olursunuz.

Pirinç, fasulye, mercimek, kuru bakla ve benzerlerini saklarken böcek oluşmasını önlemek için kavanoz ya da kutunun içine iki, üç diş sarımsak koyun.

Sucukları serin bir yere asmak yetmez. Zamanla üstlerini beyaz bir küf kaplar. Bunu önlemek için zaman zaman sucukların üstünü yarıya kestiğiniz bir limonla silin.

Çok yağlı taze süt, kaynatılırken çoğu kez dibi tutar. Tencerenin dibini temizlemek de güç olur. Bunun için sütü kaynama kabına koymadan önce, kabı temiz su ile çalkalayın. Kurutmadan içine sütü döküp kaynatın. Dibi tutmayacaktır.

Bazı tatlı tariflerinde yumurta akının ne miktarda kullanılacağı gram olarak gösterilir. Bir yumurta akı 30 gr. gelmektedir.

Havucun rengini kaybetmemesi için kaynayan suyun içinden aldıktan sonra hemen soğuk suyun altına tutup birkaç dakika bu şekilde bekletin.

Tuz topaklanıyorsa tuzluğun içine birkaç adet pirinç koyun. Pirinç tuzun rutubetini alacak ve topaklaşmayı önleyecektir.

Ekmekler bayatladığı zaman robotta çekip galeta unu haline getirin. Dondurucuya atıp gerektiği zaman kullanın.
Kaşar peynirinin kurumasından şikayetçiyseniz ağzı kapalı bir kavanoz içinde muhafaza edin.

Kabuklarını soyduğunuz meyvelerin kararmalarını önlemek için limonla ovun.

Domatesler pörsümüş ise yarım saat boyunca tuzlu su dolu bir kabın içinde buzdolabında bekletirseniz çok daha güzel görünecektir.

Mumların ömrünü uzatmak için kullanmadan iki saat önce buzdolabının derin dondurucusuna koyarak bekletin.

Patateslerin filizlenmesini önlemek için patates torbasının içine birkaç adet yeşil elma atın.

Patates soyarken üzerini bir bulaşık teli yardımıyla ovuşturursanız rahatça soyulmasını sağlayabilirsiniz.

Marulların uzun süre taze kalması için bir saat su dolu bir kapta tutun. Sonra buzdolabına açık kısmı aşağı gelecek şekilde yerleştirin. Bu şekilde on gün saklayabilirsiniz.

 

 

Yorum (1) :: - yorum yaz:: - arkadaşına gönder ::

Çarşamba, Ekim 10, 2007 - ALZHEİMER NEDİR?

 

ALZHEİMER

NEDİR?

 

 

 

Halk arasında çoğunlukla unutkanlıkla özdeşleşmiş olan Alzheimer, demans yani 'bunama'nın en sık görülen nedeni. Yaş ilerledikçe görülme sıklığı artan Alzheimer, günlük yaşamı olumsuz etkileyen ilerleyici bir beyin hastalığı. Ancak şu da unutulmamalı ki her unutkanlık Alzheimer anlamına gelmiyor... Anadolu Sağlık Merkezi'nden Nöroloji Uzmanı Doç.Dr. Betül Yalçıner'in verdiği bilgilere göre, Alzheimer, bellekte, öğrenme, konuşma, akıl yürütme, yargılama, iletişim ve günlük yaşam etkinliklerini sürdürme yetilerinde kademeli olarak yıkıma ve davranışlarda değişikliklere yol açan ilerleyici bir beyin hastalığıdır. Özellikle gelişmiş ülkelerde ömrün uzamasıyla birlikte daha fazla görülmeye başlanıyor. Çünkü, Alzheimer'in görülme sıklığı yaşla birlikte artış gösteriyor. Genellikle 50 yaşından sonra başlıyor ve 65 yaşın üzerindeki erkek ve kadınlarda yaklaşık yüzde 5 oranında artıyor. Görülme sıklığı 65 yaşından sonra her 5 yılda bir iki katına çıkarak 85 yaşında yaklaşık yüzde 35'e ulaşıyor. Bugün dünyada yaklaşık 20-25 milyon Alzheimer hastası olduğu düşünülürken bu rakamın 2050 yılında 4 katına çıkacağı tahmin ediliyor. Türkiye'deki Alzheimerli hasta sayısı ise yaklaşık 300 bin.

Her Unutkanlık Alzheimer Anlamına mı Gelir?

Demansın en sık görülen nedeni Alzheimer olmasına karşın her demans hastasının Alzheimer olmadığının unutulmaması gerekiyor. Demansın ayırıcı tanısının yapılıp buna uygun tedavinin seçilmesi birçok kişi için hayati önem taşıyor. Kazanmış olduğumuz mental yetilerin kronik bir süreç halinde giderek kaybedilmesine demans deniyor. Bu aslında hücrelerin eskisi gibi fonksiyonlarını yapamadığı dejeneratif bir süreç. Demansın çok çeşitleri bulunmakla birlikte temelde ikiye ayrılıyor. Birincisi, primer dejeneratif demanslar ki Alzheimer bunlardan biri.. İkincisi ise sekonder olarak, yani başka bir hastalığa bağlı olarak demansif bulguların ortaya çıkması. Örneğin troid fonksiyon bozukluğu olan bir hastada demansın ortaya çıkması ya da B12 vitamin eksikliğine bağlı olarak demansın ortaya çıkması gibi. Bunlar daha kolay tedavi edilebilir özelliğe sahip. Eğer çok ilerlemediyse, altta yatan neden çözümlendiğinde demans da geriliyor. Ancak Azheimer'de olduğu gibi primer dejeneratif demansta hücrenin kendi fonksiyonu bozulduğu için kesin bir tedavisi söz konusu olmuyor.

Alzheimer'ın Diğer Unutkanlıklardan Farkı...

Her demansta beynin belli bölgeleri öncelikli etkileniyor. Alzheimer'de hafızayı  depolayan yapılar esas olarak etkileniyor ve bu nedenle ön planda bellekle ilgili problemlerle ortaya çıkıyor. Başka tür demanslar davranışlarla ilgili değişikliklermiş gibi ortaya çıkıyor.
Kesin tanı konulması zaman alıyor, bu nedenle ilk görüşte, erken dönem Alzheimer tanısı konulamıyor.

Alzheimer'in Risk Faktörleri

İleri yaş, ailede birinci derecede yakınlarda Alzheimer hastalığının varlığı, düşük eğitim düzeyi, geçirilmiş kafa travması; damarsal hastalıklar, yani diyabet, yüksek tansiyon gibi hastalıkların varlığı; genetik yapıda APOE–4 alilinin (alelinin) bulunması hastalık için bu gün belirlenmiş risk faktörlerini oluşturuyor.

Koruyucu Faktörler

Yüksek entelektüel düzey, zihinsel aktivite, aerobik egzersiz, düşük yağlı diyet koruyucu faktörler arasında yer alıyor.

Alzheimer'ın Belirtileri

Yavaş yavaş başlayan Alzheimer hastalığının ilerlemesi 5 ile 20 yıl sürebiliyor. Hastalık sıklıkla bellek kaybı ile başlıyor. Özellikle yakın geçmişte yaşanan olaylar kolay unutuluyor. Örneğin hastalar sohbet sırasında aynı şeyleri tekrar tekrar anlatmaya başlıyor. Erken dönemde Alzheimer hastası yeni bilgiyi öğrenemiyor. Hastalık ilerledikçe Alzheimer hastasının kafası iyice karışıyor ve etrafa ilgisi, çevresinden haberdarlığı azalıyor. Bazı hastalar konuşurken kelime bulmakta zorlanıyor. Nesneleri ve yüzleri tanımakta güçlük çekiyor. Yargı ve akıl yürütme de önemli ölçüde bozulabiliyor. Zamanla hasta en basit işleri bile yapamaz hale geliyor.  Sık rastlanan bir belirti de kişilik ve davranışlarda değişiklik olması. Hastalarda kolay sinirlenme, depresyon ve aşırı kuşkuculuk görülebiliyor. Bazen aşırı sakin ya da saldırgan olabiliyorlar. Bu bulgulara hastaların kendilerine bakabilme, kendi başlarına yaşayabilme yeterliliklerinde azalma eşlik ediyor ve ileri dönemlerde 24 saat bakım gerekli hale geliyor. Beslenme, temizlik, tuvalet ihtiyacı ancak bir bakıcı tarafından sağlanabiliyor. Alışkanlıkları sarsan olaylar da hastalığın ortaya çıkmasında tetikleyici bir unsur olabiliyor.

Kesin Tanı Nasıl Konuluyor?

Alzheimer hastalığının kesin tanısının ancak patoloji ile yani beynin ölümü (ölüm) sonrası patolojik incelenmesi ile otopside konulabiliyor. Ancak bu klinik tanının imkansız olduğu anlamını taşımaz, yapılan otopsi karşılaştırmalı çalışmalar, deneyimli bir uzmanın klinik tanısının doğruluk oranını yüzde 95 olarak göstermektedir. Bu da pratikte tanı için yeterli olmaktadır. Alzheimer kişiye göre değişkenlik gösterse de 5 ile 12 yıl sürebiliyor. Çok kısa sürede hastayı yatağa bağlı hale getiren hızlı gidişli hastalar olabildiği gibi, çok yavaş seyredenler de olabiliyor.

Tedavi Seçenekleri...

Alzheimer'in ilerlemesini kesin olarak durduran ya da unutkanlığı tümüyle düzelten bir tedavi biçimi yok. Ancak bazı belirtilerle baş etmeyi kolaylaştıran tedaviler uygulanabiliyor. Bugün için hastalığın başlangıç tedavisi unutkanlıkta bir yavaşlama ya da bir miktar düzelme oluşturabilen ilaçlar ile yapılabiliyor. Bu ilaçlar günlük yaşam aktiviteleri dediğimiz, hastanın kendi başına yapabildiği işlerde de bir düzelme sağlayabiliyor.
Ayrıca hastalığa eşlik eden ve hem hastanın bunama durumunu ağırlaştıran, hem de bakımını üstlenenlerin işlerini güçleştiren; depresyon, aşırı sinirlilik, kaygı ve hezeyanların tedavisi için birçok ilaç kullanılabiliyor. Bu ilaçlarla yüz güldürücü sonuçlar alınabiliyor.
Alzheimer tedavisinde bugün çok iyi bilinemeyen bireysel faktörler etki edebiliyor. Örneğin hastanın yaşadığı ortam tedaviyi olumlu yönde etkileyen faktörlerden birisi. Hastanın bakımını yapan kişilerin uzun süredir tanıdığı bildiği kişiler olması ve hastanın güveninin sağlanmasının da tedaviyi olumlu etkiliyor.
Tıbbi hastalıklar ise tedaviyi olumsuz yönde etkiliyor. Bu hastalar yaşlı insanlar oldukları için zaten şeker, kalp, yüksek tansiyon gibi hastalıkları bulunabiliyor. Bu hastalıklarındaki kötüleşme hastayı da kötüleştirebiliyor. Yine araya giren enfeksiyon tabloları, travmalar, hastanın bazen bunları ifade etmesindeki zorluk yüzünden de güç tanınabilir ve kötüleşmeye yol açar.
İlaçla tedavide, hastaların yaklaşık 1/3'ünde ilaçlar bir miktar da olsa unutkanlıkta kısmi bir düzelme sağlayabilirken, 1/3'ünde hastanın klinik olarak unutkanlığındaki artışın bir süreliğine duraklaması sağlanabiliyor. Ancak 1/3 hastada hiçbir etkileri olmuyor.

 

 

 

 

 

 

Yorum (1) :: - yorum yaz:: - arkadaşına gönder ::

Çarşamba, Ekim 10, 2007 - KORKULARINIZLA YÜZLEŞİN

 

 

KORKULARINIZLA YÜZLEŞİN

 

 

 

 

Ablütofobi: Yıkanmaktan korkma
Agirofobi: Caddelerden ya da caddelerde karşıdan karşıya geçmekten korkma
Agorafobi: Açık yer ya da kalabalık korkusu
Ailurofobi: Kedilerden korkma
Akluofobi: Karanlıktan korkma
Akrofobi: Yüksek yerlerden korkma
Akustikofobi: Belirli seslerden korkma
Algofobi: Acı çekmekten korkma
Amatofobi: Toz korkusu
Amnezifobi: Hafızasını kaybetmekten korkma
Androfobi: Adamlardan korkma
Anemofobi: Fırtına korkusu
Antlofobi: Sel korkusu
Antropofobi: Insanlardan korkma
Apifobi: Arılardan korkma
Arakibutirofobi: Yerfıstığı ezmesinin, yerken, damağa yapışmasından duyulan korku
Araknofobi: Örümceklerden korkma
Aritmofobi: Sayılardan korkma
Asimetrifobi: Simetrik olmayan şeylerden korkma
Astenofobi: Güçsüz olmaktan korkma
Astrafobi: Şimşek korkusu
Ataksofobi: Düzensizlikten korkma
Atelofobi: Mükemmel ol(a)mamaktan korkma
Aviofobi: Uçuş korkusu
Ballistofobi: Silahtan ya da mermilerden korkma
Batofobi: Derinlik ya da yüksek binaların yanından geçme korkusu
Batrakofobi: Kurbağa, semender gibi çiftyaşayışlı (amfibyen) hayvanlardan korkma
Belonefobi: Iğnelerden korkma
Bibliyofobi: Kitaplardan korkma
Bromidrosifobi: Vücut kokusundan korkma
Brontofobi: Gökgürültüsünden korkma
Dentofobi: Dişçiden korkma
Dermatopatofobi: Deri hastalıklarından korkma
Eisoptrofobi: Aynalardan korkma
Elektrofobi: Elektrikten korkma
Emetofobi: Kusmaktan korkma
Entomofobi: Böceklerden korkma
Epistaksiyofobi: Burun kanamasından korkma
Eritrofobi: Yüz kızarmasından duyulan korku
Erotofobi: Cinsellik korkusu
Farmakofobi: Ilaçlardan korkma
Fazmofobi: Hayaletlerden korkma
Febrifobi: Yüksek ateşten korkma
Filemafobi: Öpmekten ya da öpüşmekten korkma
Filofobi: Sevmekten, âşık olmaktan korkma
Fobofobi: Korkmaktan korkma
Fotofobi: Işıktan korkma
Gametofobi: Evlenmekten korkma
Gefirofobi: Köprülerden geçmekten korkma
Gerontofobi: Yaşlı insanlardan ya da yaşlanmaktan korkma
Glossofobi: Topluluk önünde konuşmaktan korkma
Haptofobi: Dokunulmaktan korkma
Harpaksofobi: Hırsızlardan ya da bir suçun kurbanı olmaktan korkma
Helyofobi: Güneşten korkma
Hematofobi: Kan korkusu
Herpetofobi: Sürüngenlerden korkma
Hidrofobi: Sudan, yüzmekten ya da boğulmaktan korkma
Higrofobi: Nemden ya da yağmurdan korkma
Hipegiyafobi: Sorumluluktan korkma
Hipnofobi: Uyumaktan korkma
Hipofobi: Atlardan korkma
Homiklofobi: Sisten korkma
Homofobi: Eşcinsellerden korkma
Ihtiyofobi: Balıklardan korkma
Jinefobi: Kadınlardan korkma
Kakofobi: Çirkinlikten, çirkin şeylerden korkma
Kakorafiyafobi: Başarısız olma korkusu
Kanserofobi: Kanser olmaktan korkma
Kardiyofobi: Kalp hastalığından korkma
Karnofobi: Etten korkma
Katagelofobi: Dalga geçilmekten korkma
Kemofobi: Kimyasal madde korkusu
Keymafobi: Kıştan ve soğuktan korkma
Kimofobi: Dalgalardan korkma
Kinofobi: Köpeklerden korkma
Klimakofobi: Merdivenden düşmekten ya da merdivenlerden korkma
Klostrofobi: Kapalı yer korkusu
Koprofobi: Dışkı korkusu
Koulrofobi: Palyaçolardan korkma
Kremnofobi: Yüksek yamaçlardan ya da uçurumlardan korkma
Kriyofobi: Buzdan ya da donmaktan korkma
Kronomentrofobi: Saatlerden korkma
Ksantofobi: Sarı renten korkma
Ksenofobi: Yabancılardan korkma
Ksilofobi: Tahta şeylerden ya da ormanlardan korkma
Limnofobi: Göllerden korkma
Litikafobi: Davalardan ve mahkemelerden korkma
Logofobi: Belirli sözcüklerden korkma
Lökofobi: Beyaz renkten korkma
Manyofobi: Delirmekten korkma
Mastigofobi: Cezalandırılmaktan korkma
Mekanofobi: Makinelerden korkma
Melanofobi: Siyah renkten korkma
Mikrobiyofobi: Mikroplardan korkma
Mizofobi: Kirlilikten korkma
Monofobi: Yalnızlıktan korkma
Musofobi: Farelerden korkma
Nekrofobi: Cesetten korkma
Nelofobi: Camdan korkma
Niktofobi: Geceden korkma
Nozokomefobi: Hastanelerden korkma
Nüdofobi: Çıplaklıktan korkma
Obesofobi: Şişmanlamaktan korkma
Ofidiyofobi: Yılanlardan korkma
Okofobi: Taşıt araçlarından korkma
Osmofobi: Belirli kokulardan korkma
Pantofobi: Herşeyden korkma
Papirofobi: Kağıttan korkma
Paraskavedekatriafo bi: Ayın onüçü ve cuma olan günden korkma
Patofobi: Hasta olmaktan korkma
Pedofobi: Çocuklardan korkma
Peladofobi: Kel insanlardan ya da kelleşmekten korkma
Penyafobi: Fakirlikten korkma
Pirofobi: Ateşten korkma
Plakofobi: Mezar taşlarından korkma
Pogonofobi: Sakaldan ya da sakallı kişilerden korkma
Politikofobi: Politikacılardan korkma
Porfirofobi: Mor renkten korkma
Potamofobi: Irmaklardan ya da su akıntılarından korkma
Potofobi: Alkollü içeceklerden korkma
Pteronofobi: Kuş tüyünden korkma
Pupafobi: Kuklalardan korkma
Radyofobi: Radyasyondan, X ışınlarından korkma.
Ranidafobi: Kurbağalardan korkma
Selenofobi: Aydan korkma
Siderofobi: Yıldızlardan korkma
Simetrofobi: Simetriden korkma
Skiofobi: Gölgelerden korkma
Sosyofobi: Toplumdan, genel olarak insanlardan korkma
Soteriofobi: Başkalarına muhtaç olmaktan korkma
Tafefobi: Diri diri gömülmekten korkma
Takofobi: Yüksek hızdan korkma
Talassofobi: Deniz ya da okyanus korkusu
Tanatofobi: Ölümden korkma
Teknofobi: Teknolojiden korkma
Teratofobi: Gebe kadının, biçimsiz, çirkin bir çocuk doğurmaktan korkması
Termofobi: Isıdan korkma
Testofobi: Testlerden ya da sınavlardan korkma
Tokofobi: Gebe kalmaktan ya da çocuk doğurmaktan korkma
Tomofobi: Ameliyat olmaktan korkma
Toksifobi: Zehir korkusu
Topofobi: Belirli yerlerden korkma
Travmatofobi: Yaralanmaktan korkma
Trikinofobi: Gıda zehirlenmesinden korkma
Triskaidekafobi: 13 sayısından korkma
Tripanofobi: Aşı ya da iğne olmaktan korkma
Trikopatofobi: Saç hastalıklarından korkma
Ürofobi: Sidikten korkma
Venereofobi: Zührevi hastalıklardan korkma
Venüstrafobi: Güzel kadınlardan korkma
Vermifobi: Solucanlardan korkma
Zelofobi: Kıskançlıktan korkma
Zoofobi: Hayvanlardan korkma


 

Yorum (0) :: - yorum yaz:: - arkadaşına gönder ::

Salı, Temmuz 24, 2007 - OKUL ÖNCESİ DÖNEM VE SATRANÇ

 

 

 

 

 

 

 

Okul öncesi dönem ve satranç

 

Günümüzde okul öncesi dönemde çocuğun eğitimi önem kazanıyor. Hal böyleyken, uzmanlar hem eğlendirici, hem eğitici, hem de zekâ geliştiren özellikleriyle satrancı ailelere özellikle tavsiye ediyor

Gün geçtikçe okulöncesi eğitim programlarında sıklıkla rastlanan bir oyun/spor haline gelen satranç, çocukları hem eğlendiriyor hem de eğitiyor. Aileler ve eğitimciler de duruma kayıtsız kalmayıp çocuklarına en kısa zamanda bu oyunu öğretip çocuklarını bu spora yönlendiriyorlar. Siz de çocuğunuzun satranç öğrenmesini istiyorsanız mutlaka bu yazıyı okuyun ve önerilerimize kulak verin...

Okul öncesi eğitiminde satrancın yararları



Zihni ve Hayal Kurma Gücünü Geliştirir
Çocuk oyun boyunca etkin bir düşünme pratiği içindedir. Hamle düşünür, oyun kurgular, nasıl yanıt alacağını hesaplar ve bu canlı süreci oyun sırasında hep yaşar.

Dikkati Geliştirir


Oyunda yüz yüze kaldığı ve kalacağı pozisyonlar olması nedeniyle, istemediği sonuçlarla karşılaşmamak için dikkatini oyuna ve hamlelere yoğunlaştırmak durumundadır.

Öngörüyü Geliştirir


Geleceğe dönük, eylemleri ile oluşacak sonuçları hesap etmek durumundadır " Eğer bu taşı oynarsam, yeni durumun bana yararı ve zararı ne olacak ?" sorusunu kendisine sorar.

Kapsamlı Düşünmeyi Öğretir, Buluş Yeteneğini Geliştirir


Satrançta her yeni hamle, aynı zamanda binlerce yeni seçenek ve olasılık demektir. Çocuk tüm satranç tahtasını ya da eylem alanını gözden geçirmek, alacağı her kararın varacağı farklı sonuçlarını hesap etmek ve pek çok hamle seçeneği içinden kendine en uygun olanı bulup seçmek durumundadır.

Sabırlı Olmayı, Ölçülülüğü ve Soğukkanlılığı Öğretir


Çocuk hareketlerini ya da hamlelerini üstünkörü yapmanın ne gibi sonuçlar doğurduğunu kavrar. Bu nedenle acele karar vermeyip, durumu düşünüp analiz ettikten, birçok kere gözden geçirdikten ve iyice emin olduktan sonra harekete geçecektir.

Özgüven Kazandırır


Düşünen, değerlendiren, cesaretle karar alan, uygulayan ve sonuç alan çocuk kendine güven kazanır. İşlerin kötü gittiği durumlarda hayal kırıklığına uğramamayı öğrenir. Yararlı bir değişiklik olabileceğini bekleme ve yeni çareler arama alışkanlığı edinir.

Yeni Sözcük ve Kavramlarla Tanıştırır


Taşları tanıyıp onların nasıl hareket ettiğini öğrenir. Uygulama yaparken "düz, çapraz, arka, ileri, geri, yan, L biçimi, kare, mat, hamle, hareket..." gibi pek çok yeni sözcük ve kavram öğrenir.

Kurallara ve Rakibe Saygılı Olmayı Öğretir


Bir oyun olarak satranç, çocuğun ancak kurallara/ilkelere uyması koşuluyla sürebilecektir. Rakibin de bu kurallara uymasını bekler.

Zevk Verir ve Eğlendirir


Belki de en önemlisi, çocuğun oyun sürecini zevkle yaşaması ve eğlendiğini duyumsamasıdır.


Aileler Neler Yapabilir?


Oyun içinde hikâyeler yaratmaya çalışın. Örneğin, "senin ülkenin kralı benim ülkemin kralı ile buluşmaya çalışıyor, hadi onları kurallara göre oynayarak birleştirelim" diyerek çocuğun oyuna olan ilgisini arttırabilirsiniz.


Çocuğunuza oyun oynarken düşünmesi için daha fazla zaman tanıyarak onu oyun oynama devam etmesi ve oyundaki hamleleri düşünmesi için teşvik edebilirsiniz.


Anne babaların bir kısmı çocuğu ile oynarken çocuğunu teşvik etmek için kendi taşlarının bir kısmını oyundan çıkarabiliyor, bu da hem oyunu daha karmaşık hale getiriyor hem de çocukları motive etmekten çok üzebiliyor.


Oyun esnasında oyun tahtasını bir ya da bir kaç kez çevirin, çocuğa farklı açılardan kendi taşlarını görme fırsatı yaratın. Ayrıca oyunda ara sıra taraf da değiştirebilir, böylece çocuğunuzun farklı durumlara adapte olabilme becerisini arttırmayı deneyebilirsiniz.


Çocuğunuzla beraber bilgisayarda satranç oynuyorsanız eğer, çocuğunuzun oyunda hamleyi geri alma fonksiyonunu kullanmasına izin verin ama siz kullanmayın )


Son söz...
Türkiye Satranç Federasyonu da;


"Çocuklarımızın olabildiğince küçük yaştan başlayarak "kişilik gelişiminde satrancın pozitif etkilerinden yararlanma" amaçlanmalı, çocuklarımızın olumlu davranışlar sergilemelerini sağlamaya çalışmalı ve bu amaç bir ‘’görev’’ olarak benimsenmelidir."

Diyerek aileleri ve çocuklarını bu spora yönlendirmeye çalışıyor.


 

 


İdil Seda Ak


Kaynakça
Cem Öz, Satranç Öğretimi. Çoluk Çocuk Dergisi 2003
http//www.arkangles.com/kchess/children.html

 

 

 


www.tsf.org.tr

 

 

 

 

Yorum (1) :: - yorum yaz:: - arkadaşına gönder ::

Pazar, Temmuz 1, 2007 - DİKKAT ÇOK ÖNEMLİ VE DE ACİLDİR

 

 

 

LÜTFEN DİKKAT EDİN MAİLLERİNİZE

 

Bugün maillerimi kontrol ettiğimde Merkez Bankasından gelmiş bir mail gördüm

Mailde;

 

Resimin üzerine tıklayınız.

 

 

Ağustos ayından itibaren T.C Merkez Bankası'nın aldığı karara dayanarak tüm internet bankacılığı
sistemlerinde TCMB'ye bağlı tüm bankaların (AKBANK, ANADOLU BANK, ASYA
BANK, GARANTİ BANKASI, FORTIS BANK, FİNANSBANK, HSBC BANK, ŞEKERBANK,
T.C İŞ BANKASI, TURKEYFINANS, TEB, TEKFENBANK, TEKSTILBANK, KOÇBANK,
KUVEYTTÜRK, YAPI VE KREDİ BANKASI, VAKIFBANK) SSL yazılımları ve internet bankacılığına
hizmet eden bilgisayarlar güncellenmektedir. Bu güncelleme nedeniyle sistemler yenileneceğinden, hem aktif  internet bankacılığı kullanıcılarını tespit etmek, hem de güvenlik açısından sizlere daha iyi bir
hizmet verebilmek için bilgilerinizi teyit etmeniz gerekecek ve yeni veritabanımıza kaydedilecektir.
Bilgilerinizin teyidi ve yeni veritabanına eklenmesi zorunludur. Teyit işlemi yapılmadığı taktirde
Ağustos ayından sonra internet bankacılığını kullanabilmeniz için TCMB Ankara Şubesi'nden bilgilerinizi teyit edip yeni veritabanına kaydettirmeniz gerekecektir. Aşağıdaki linkten bilgilerinizi internet üzerinden teyit edebilir, ya da TCMB Ankara Şubesi'nden bilgilerinizi teyit edebilirsiniz.

Gibi bir mesaj vardı.

 

Sistem Nasıl Çalışıyor…

 

Bu sistemi hazırlayan kişi insanların acemiliğinden ve bir anlık boşluğundan yararlanmak isteyen birisidir.

Bu işlem için kendisine T.C. Merkez Bankası’nı alet etmesindeki tek amaç birden fazla bankanın internet bankacılığını tek bir noktadan toplamak. Ve mailin ve sitenin devlet domain’ i (alan adı) gibi göstererek inandırıcılığını arttırmaktır.

 

Dikkat ederseniz bu dolandırıcının kullandığı URL Adresi;

http://tcmb.gov.tr.guncelleme.onlinetcmb.org  dur.

Yani asıl domain adresi onlinetcmb.org olup

tcmb.gov.tr.guncelleme yazan bolümler de subdomain olmaktadır.

 

Ama bunlar birleşince bir an için www.tcmb.gov.tr/guncelleme/onlinetcmb adresinde olduğunuzu düşünüyorsunuz. Ama bununla hiçbir ilgisi yok tabiki..

 

 

 

Eğer bütün bu hilelere inanıp formu gönderirseniz. Formdaki bilgileriniz bu dolandırıcıya mail olarak gidecektir. ( Form Mail )

 

 

Kim Bu Uyanık ?

Domain (onlinetcmb.org) sorgulamasina göre:

ONLINETCMB.ORG
24-Jul-2006 17:35:26 UTC   : Domain Alış Tarihi
24-Jul-2006 17:51:42 UTC   : Son güncelleme Tarihi
24-Jul-2007 17:35:26 UTC   : Domain bitiş tarihi

Buradaki bilgiye göre bu sistem dün çalışmaya başlamış...

Sponsoring Registrar:CSL Computer Service Langenbach GmbH (R25-LRMS)
Domain’ i almanya üzerinden almış fakat adresi amerika gözüküyor maili ise yahoo ingiltere den alınmış. Yani kafasına göre bermuda şeytan üçgeni yaratmış.

 

Registrant Name:Michael
Registrant Organization:L Hurst
Registrant Street1:29939 Circle Dr
Registrant Street2:
Registrant Street3:
Registrant City:Burlington
Registrant State/Province:--
Registrant Postal Code:53105
Registrant Country:US
Registrant Phone:+262.7630810
Registrant Phone Ext.:
Registrant FAX:
Registrant FAX Ext.:
Registrant Email:michaelhursttt@yahoo.co.uk

 

 

 

 

 

 

Lütfen sizinde mailinize bu şekilde bir mail gelirse lütfen silin!

 

Internet bankacılığı şifresi size çalıştığınız banka tarafından verilen ve sadece size özel bir şifredir. Bunu değil banka çalışanı merkez bankası dahi sizden isteyemez.

 

Bu maili mümkün olduğunca çok kişiye gönderelim ki insanlar zarar görmesinler…

 

 

Saygılarımla,

 

A. Tamer BOZOĞLU

 

 

 

Yorum (0) :: - yorum yaz:: - arkadaşına gönder ::

Pazar, Mayıs 20, 2007 - KARARSIZLAR İÇİN OY VERME KILAVUZU

 

 

 

 

 

Kararsızlar İçin Oy Verme Kılavuzu

 

 

 

Kararsız mısınız? Kime oy vereceğinizi bilmiyor musunuz? O zaman sizin için hazırladığım bu kılavuzu okuyunuz eminim karar vermenize yardımcı olacaktır. Oy vermemek, oyunu zayi etmek gibi bir durum olmamalıdır. Şimdi sizinle adım adım ilerleyelim.

1. Laik düzenin değişeceği korkusunu içerinizde taşıyor musunuz? Bu soruya yanıtınız evet ise ikinci adıma geçiniz, hayır ise, tatile çıkınız.
2. Eldeki kumaşla bedene uygun elbise dikilmez diyorsanız, tatile çıkın, demiyor hala ümitliyseniz üçüncü adıma geçin.
3. Gazete okumuyor, TV seyretmiyorsanız, tatile çıkın, seyrediyor ve okuyorsanız dördüncü adıma geçin.
4. Anket sonuçlarının aşağı yukarı meclise gireceklerle ilgili fikir verecek sonuçlar verdiğine inanıyorsanız bir sonraki adıma geçin, inanmıyorsanız, ne istiyorsanız onu yapın.
5. Mecliste ikiden daha fazla parti grubu olsun diyorsanız altıncı aşamaya geçin, iki parti istikrardır diyorsanız, tatile devam edin.
6. Beş aşamayı başarı ile geçip buraya kadar geldiniz, artık kılavuzun en can alıcı noktasındasınız, yola devam edelim, haydi yedinci aşama ile birlikte yol haritasını izleyelim
7. Her seçim anketini dikkatli bir şekilde izleyecek, okuyacaksınız.
8. Barajı rahatlıkla geçen partileri tespit edip onlara oy vermeyeceksiniz.
9. Barajı geçmek için 1,5 ve daha az puana ihtiyacı olan partileri tespit edip izlemeye alın.
10. Dokuzuncu aşamadaki izlediğiniz partiler ile ilgili olarak çevrenizdeki insanlarla fikir alışverişinde bulunun. Hatta kendi uygun bulduğunuz partinin propagandasını yapın, propaganda yaparken aşağıdaki sloganları kullanın.
· Meclise çok parti girmeli halkın temsili artmalı
· Hükümete ders vermek istiyorsak büyüklü küçüklü çok partiyi meclise sokmalıyız, bu sayede büyük çoğunlukla iktidar olup at oynatmaz
· Birileri bazı partilerin başında diye oy vermiyorsan, yeni birilerini denemek için bu güzel bir fırsat
· Neredeyse herkese şans verdik hepsi aynı çıktı, şimdi yeni birilerine de şans verme zaman
Eminim siz daha iyi sloganlar bulursunuz. Bana göre önemli olan çok partili bir meclis oluşturmaktır,AKP yanında sağda DP, solda CHP ve DSP ittifakı meclise girecek gibi görünüyor, MHP de girme ihtimali kuvvetli partiler, bunu dışında baraja yakın ama birkaç puanı kalmış partiler de kararsız seçmen için oy verme yeri olmalıdır. Bu partilerin hangileri olacağı yakında belli olacaktır.

Seçmenin verdiği dersler çok etkilidir bu ülkede. Geçen seçimde sandığa gömdüğü dört partinin bir önceki seçimlerde oy toplamı yüzde altmışbeş idi, 2002 seçiminde ise bu dört partinin oy toplamı yüzde yirmide kaldı. Bu seçimde AKP için böyle bir ders çıkaracak sonuç olur mu? AKP nin barajı aşmaması gibi bir olasılık yok, ama yüzde kırklara çıktığını da düşünmüyorum.

AKP dörtbuçuk yıldır Türkiye’nin son yirmibeş yılında yaşadığı ortalama enflasyonu en alt düzeye düşürdü, TL yabancı paralar karşısında en güçlü dönemini yaşıyor. Bunlar olumlu durumlar, bu durumdan yararlanan kesimler mutlaka AKP ye oy vereceklerdir.

İşsizlik ise AKP’nin en büyük handikapı, onbinlerce, yüzbinlerce genç işsiz hayatın kıyısında geziniyorlar, bu kesimden AKP ye fazla oy çıkacağını sanmıyorum. Köylüler en kötü zamanlarını bu dönemde yaşadılar onların da büyük bir kısmının AKP ye oy vereceğini sanmıyorum. Demokrat ve çoğulcu olan, türbana karşı olmayan büyük bir kesim son dönemdeki görüntülerden korkarak sokaklarda laiklik mitingleri yaptılar, geçen dönemde AKP ye oy veren kesimin de bulunduğu bu mitinglere katılanların AKP ye oy vereceğini sanmıyorum.

Güneydoğu seçmeni bağımsız adaylarla DTP etrafında birleşecek, kalan oylar ise bana göre orada MHP ye gidecek gibi görünüyor.

Erken bir tahmin olsa bile AKP’nin işi o denli kolay değil, 2002 seçimindeki oy oranına ulaşmayabilir. Bu arada sürpriz partiler meclise girebilir, eğer bu kılavuzdaki durumu izleyenler çoğalırsa.

Bir ülkede özgür seçimler yapılması kadar güzel bir şey var mı?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Oğuzkan BÖLÜKBAŞI

 

www.oguzkanbolukbasi.net

sitesınden alınmıştır.

 

 

 

 

 

 

 

Yorum (1) :: - yorum yaz:: - arkadaşına gönder ::





<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Sitemde yayımladığım şiirlerimi kitap olarak okumak istermisiniz??
EVET
HAYIR
BLOGDA DEVAM ETSİN


Sonuçlar


Hakkımda




Emekli Bankacıyım. Üretken olmayı seven bir kişiliğim var. Yeteneklerimi keşfederek tığ işi çanta,kullanılmayan objeleri değerlendirerek güzel ,kullanışlı eşyalar yapıyorum,satıyorum ve sipariş alıyorum.. Herkese gülümseyerek geçirecek güzel ,hoş, sağlıklı günler dilerim. Mutlulukla,dostça kalın.Sevgilerimle.


earnptr.com


En iyi blog





Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez!!!

Site Menüsü

Ana Sayfa

Profilim

Arşiv

Arkadaşlarım

e-posta


Son Eklediklerim


ANNELER GÜNÜ

HER NEYSEN ONUN EN İYİSİ OLMALISIN

2008 YILI KUTLU OLSUN

KURBAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

DAĞLARIM DAHA GÜZEL - ROMAN -(REŞİT YAMAN)

SENİN

SAATLERİM

FARKINDA MISINIZ??

24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ

İSTANBUL' U DÜŞÜNÜYORUM




Kategorilerim

  • CESITLI YAZILAR
  • EL ISI DEGERLENDIRME
  • EL YAPIMI CANTALARIM
  • FAYDALI BILGILER